|
3. bin yılın başında
"Bilgi Çağı" deyince, artık 20 yy. başındaki 'bilgi' ve 'Bilim' kavramlarından
daha farklı şeyler düşünülmeye başlandı. Yeni Çağın Bilim'i artık materyalist,
determinist, ve mekanistik olmaktan daha çok; spritüel, holistik ve mistik bir
anlayışa büründü.
Büyük ölçüde Kuantum fiziği ve izafiyet teorisinin katkıları ile sağlanan bu
değişim, diğer bilim dallarında da görülen buna benzer gelişmelerle de
desteklenmek suretiyle tüm dünyada geçerlik kazandı. Şimdilerde zaman ve uzay
(mekan) kavramlarına bakış, neden sonuç ilişkisinin kavranışı, madde ve enerji
anlayışlarının değerlendirilmesi çok farklı bir hal aldı.
Tam değişimi 1950 lerde başlayan bu yeni bilimsel anlayış, insanın evreni ve
kendisini algılayışını ve inançlarını derinden sarsmış, onları yeni temellere
göre oluşan değişik bir anlayışa sürüklemiştir. Fakat burada kast edilen
"bilgi" yalnızca kültürel yada teknolojik anlamda değil, insanını iç gelişimini
sağlayan değiştirici güce sahip, tüm sınırlandırmaların ötesinde
özgürleştirici bir bilgidir.
Evrendeki tekliği ve birliği kavramaya yönelik olan bu anlayış biçimi, ruhsal
kökenli bilgilerden, modern bilimsel yaklaşımlara, kadim ezoterik öğretilerden
modern çağın psişik yaşam uygulamalarına dek uzanan çok geniş bir bilgi
birikiminin sonucunda şekillenmiş esnek ve yenilenmeye açık, anonim bir dünya
görüşü halinde kendisini dışa vurmaktadır.
Yeni Çağ 21.yy daki dünya insanlık realitesinin toplu olarak büyük ve köklü
değişimler yaşayacağı bir çağ olma özelliği taşıdığını ispatlamıştır.
Değişim ve gelişimin sürekliliğini sağlayan şey tartışmasız olarak bilgidir.
Yani insanı değiştiren ve geliştiren bilgidir. Bilgiler yenilenmedikçe
anlayış ve zihniyetlerin değişmeyeceği bilinmelidir. Bu nedenle Yeni Çağ'a Bilgi Çağı'da denmektedir.
İçinde yaşadığımız kaçınılmaz değişim süreci, en tutucu insanlar tarafından
bile görmezlikten gelinemez bir boyuta ulaşmıştır.
Bu gün insanlık toplumsal, ekonomik, zihinsel, duygusal ve ruhsal yönlerden
baskı altında.
Sağlığımız ve bağışıklık sistemimiz oldukça istikrarsız bir denge içersinde ve
karşı karşıya bulunduğumuz rahatsızlıklar bizi, yaşamın amacı ve yönü hakkında
her şeyi köklü biçimde değerlendirmeye zorluyor.
Yaşam bizden kim değil ne olduğumuzu fark etmemizi ve keşfettiğimiz
farkındalığımızla kendisine anlam katmamızı beklemektedir.
|
|