|
Birçok kişi
"Yeni Çağ" sözcüklerini duyar ve onun ne olduğu hakkında önceden belirlenmiş,
pazarın yönlendirdiği bir dizi anlayışa sahip olur. Bazılarının aklına hemen
uçan daireler, uzaylılar, tarikatlar, astroloji, tarot, geçmiş yaşamlar ve
medyumların kapısında kuyruğa girmiş insanlar gelir.
Bu şeylerin
Yeni Çağ’ın genel tablosunda bir rol oynadığını yadsımayacağım, çünkü oynuyorlar.
Ama, size bu konuda başka perspektifler de vermek istiyorum.
Her şeyden
önce, bizler kendi inancımızı vaaz etmiyoruz, bu inancı yayma heveslisi değiliz.
Yeni Çağ bir din değildir, onun sizin inceleyebileceğiniz bir doktrini yoktur. O
bir dünya felsefesidir.
Yeni Çağ
insanlarının topladıkları bağışlarla inşa ettikleri bir merkez binası yoktur.
Aslında, o hiçbir merkezi yönetime ya da herhangi türde bir merkeze sahip
değildir.
Yeni Çağ'ın bir yöneticilik programı yoktur; onun onaylanmış bir okulu, hatta
Yeni Çağ öğretmenliği sertifikası veren bir kursu bile yoktur. Onun hiçbir
tapınağı da yoktur.
Bizim danışmak için başvurabileceğimiz tek bir "liderimiz" de yoktur.
Bizim
hiçbir kutsal şamanımız yoktur, ve geçmişte de olmamıştır.
Bizim
katılabileceğimiz hiçbir şey, takipçisi olacağımız hiçbir kişi, ve inandığımız
şeyi açıklayan ortak bir kitabımız yoktur! Biz düzenli toplantılar, seri TV
programları vs. düzenlemeyiz. Bizim para yollayacağımız bir yer de yoktur.
Yeni Çağ felsefesi her insanın sahip olduğuna inandığımız sezgisel bir bilgiyi
ortaya çıkarır ve bu bilgi içinde inanılmaz bir tekillik vardır! Dünyanın
neresine giderseniz gidin, bu felsefeyi anlayan binlerce insanla
karşılaşırsınız. Sanki onlarda kimi en garip kavramları bile anlayan ve onları
sahiplenen bir bilgelik vardır.
Yeni Çağ’ın
ne olduğuna gelince:
Biz, hepimizin yaşam devrelerinden geçtiğimizi öğreten bir felsefeye sahip
insanlarız.
Bu geçmiş yaşamlar anlamına gelir. Biz rastlantı ya da kaza diye bir şeyin
olmadığına, ruhsal bir düzeyde yaratılmasına yardımcı olduğumuz sorunların ya da
derslerin bulunduğuna inanırız.
Bu bizim yaşamımızdaki her şeyin sorumluluğunu üstlenmeye inandığımız anlamına
gelir.
Bir Yeni Çağ inanırı asla bir tarikata katılmaz, asla bir liderin peşine takılıp
intihar etmez ve bulunduğu durumdan ötürü başkalarını suçlamaz.
Bir Yeni Çağ inanırı, insanın içinde muazzam bir gücün bulunduğunun farkındadır.
Bu felsefe Kendi-Değerini-Bilmeyi ve korkunun ve kuşkunun nasıl aşılacağını
öğretir.
Burada İnsan'ın muktedir kılınışı anahtar, ve "yaşamımızda olumlu değişimler
yaratma niyeti" de mantra'mızdır.
Biz
insanların şifa bulmalarına yardımcı olmak üzere onları dengelemek için enerji
çalışması yaparız. Başkaları için dua ederiz, dünya barışı için meditasyon
yaparız, ve ne olursa olsun birbirimizi sevmemizi sağlayacak bilgeliğe erişmek
için uğraşırız.
Biz hiç
kimseyi ve hiçbir şeyi yargılamayız. Biz "birbirimizi sevmenin" birbirimizin
inancına hoşgörülü olmak anlamına geldiğine inanırız.
Hangi yolla olursa olsun, Tanrı'yı saf bir kalple arayışa saygı duyarız. Her şey
dengede olduğunda sevinç duyarız ve ortak bir insani amaç için her dini inançtan
insanla seve seve bir araya gelip dua ederiz.
Biz
gezegeni değiştirecek bir katalizör olarak kendi kişisel spiritualitemizle
ilgilenmeye inanırız.
Biz işimizin başkalarını değiştirmek olduğuna inanmayız.
Her birey buna kendisi karar verecektir.
Biz insanların kendi başlarına büyük Spiritüel kararlar verecek kadar
güçlendirildiklerine inanırız.
Büyük binalar ya da kısıtlayıcı doktrinler olmadan, olan her şey için hücresel
düzeyde sorumluluğa sahip olduğumuza inanırız.
Biz ayrıca insanlığın geleceğinin Kıyamet Günü olarak tarif edilenden, ya da
Nostradamus un felaket kehanetlerinden çok farklı olacağına inanıyoruz.
Biz, bugün
dünyada görmekte olduğunuz şeyin, başkalarının korkuya dayalı senaryolarına
kıyasla, bizim olacağını söylediğimiz şeye çok daha yakın olduğuna inanıyoruz.
Siz ölümden
sonra yaşam olduğuna inanıyor musunuz?
(1998
yılında Time dergisinde yayınlanan bir makaleye göre) dünya nüfusunun % 85'i
buna inanmaktadır.
Biz de
inanıyoruz. Bu, dünyanın büyük çoğunluğunun insanların ölümsüz olduğuna inanması
anlamına gelir. Biz ayrıca bu ölümsüz varlığın gerçekten tanrısal bir varlık
olduğuna da inanıyoruz...
|
|
3. bin
yılın başında "Bilgi Çağı" deyince, artık 20 yy. başındaki 'bilgi' ve
'Bilim' kavramlarından daha farklı şeyler düşünülmeye başlandı. Yeni Çağın
Bilim'i artık materyalist, determinist, ve mekanistik olmaktan daha çok;
spritüel, holistik ve mistik bir anlayışa büründü.
Büyük ölçüde Kuantum fiziği ve izafiyet teorisinin katkıları ile sağlanan bu
değişim, diğer bilim dallarında da görülen buna benzer gelişmelerle de
desteklenmek suretiyle tüm dünyada geçerlik kazandı. Şimdilerde zaman ve
uzay (mekan) kavramlarına bakış, neden sonuç ilişkisinin kavranışı, madde ve
enerji anlayışlarının değerlendirilmesi çok farklı bir hal aldı.
Tam değişimi 1950 lerde başlayan bu yeni bilimsel anlayış, insanın evreni ve
kendisini algılayışını ve inançlarını derinden sarsmış, onları yeni
temellere
göre oluşan değişik bir anlayışa sürüklemiştir. Fakat burada kast edilen
"bilgi" yalnızca kültürel yada teknolojik anlamda değil, insanını iç
gelişimini sağlayan değiştirici güce sahip, tüm sınırlandırmaların ötesinde
özgürleştirici bir bilgidir.
Evrendeki tekliği ve birliği kavramaya yönelik olan bu anlayış biçimi,
ruhsal kökenli bilgilerden, modern bilimsel yaklaşımlara, kadim ezoterik
öğretilerden modern çağın psişik yaşam uygulamalarına dek uzanan çok geniş
bir bilgi birikiminin sonucunda şekillenmiş esnek ve yenilenmeye açık,
anonim bir dünya görüşü halinde kendisini dışa vurmaktadır.
Yeni Çağ 21.yy daki dünya insanlık realitesinin toplu olarak büyük ve köklü
değişimler yaşayacağı bir çağ olma özelliği taşıdığını ispatlamıştır.
Değişim ve gelişimin sürekliliğini sağlayan şey tartışmasız olarak
bilgidir. Yani insanı değiştiren ve geliştiren bilgidir. Bilgiler
yenilenmedikçe anlayış ve zihniyetlerin değişmeyeceği bilinmelidir. Bu
nedenle Yeni Çağ'a Bilgi Çağı'da denmektedir.
İçinde yaşadığımız kaçınılmaz değişim süreci, en tutucu insanlar tarafından
bile görmezlikten gelinemez bir boyuta ulaşmıştır.
Bu gün insanlık toplumsal, ekonomik, zihinsel, duygusal ve ruhsal yönlerden
baskı altında.
Sağlığımız ve bağışıklık sistemimiz oldukça istikrarsız bir denge içersinde
ve karşı karşıya bulunduğumuz rahatsızlıklar bizi, yaşamın amacı ve yönü
hakkında her şeyi köklü biçimde değerlendirmeye zorluyor.
Yaşam bizden kim değil ne olduğumuzu fark etmemizi ve keşfettiğimiz
farkındalığımızla kendisine anlam katmamızı beklemektedir. |
|
|